Haberler

İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde Aile Akademisi

Font Boyutu

 03 MAYIS 2016

BASIN BÜLTENİ

İBRAHİM PAŞA KÜLTÜR MERKEZİ’NDE AİLE AKADEMİSİ
- “İSLAM’DA GENÇLİK” PROGRAMINA KONUK OLAN DOÇ.DR. KASIM KÜÇÜKALP, HAZZA KARŞI ANLAM BİLİNCİNİ ANLATTI.
- İNSANIN ANLAMDA ÖZGÜR, HAZ VARLIĞINDA KÖLE OLDUĞUNU İFADE EDEN KÜÇÜKALP, KİŞİNİN ÖLÜNCE YANINDA GÖTÜREMEYECEĞİ HİÇBİRŞEYİN ANLAMI OLMADIĞINI SÖYLEDİ.

BURSA- Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. ile Hanımlar Kültür Dayanışma Derneği (HAKÜDAD) ve Aile Akademisi tarafından “Gençlik Aileye Sahip Çıkıyor” projesi kapsamında İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde düzenlenen “İslam’da Gençlik” programına konuk olan Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Kasım Küçükalp, “Hazza Karşı Anlam Bilincini” anlattı.

Günümüz toplumlarında temel meselesinin insanın “kendini bilmesi” olduğuna işaret eden Doç.Dr. Küçükalp, “Bu kadim meselenin tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Sokrates, Apollon tapınağının girişinde “Kendini bil” yazsını okumuş ve hiç bir şey bilmediğini fark ederek en bilgeler arasına girmiştir. Hz. Peygamber, “Kendini bilen Rabbini bilir” demiştir. Nietzsche kitabının alt başlığına "İnsan Nasıl Kendisi Olur" ismini vermiştir. Demek ki kendini bilmek önemli ve derin bir meseledir” diye konuştu.“Günümüz insanı içinde bulunduğu çağı okumakta geç kalmıştır” diyen Doç.Dr. Küçükalp, bu geç kalınmışlığın nedeninin ise insanoğlunun aceleci tavrından kaynaklandığını dile getirdi. Küçükalp, “İçinde bulunduğumuz çağın bir diğer özelliği, renginin gri olmasıdır. Bu çağın rengi gridir. Bu çağda siyahın ve beyazın, iyinin ve kötünün anlamı yoktur” dedi.

İnsanı “Dasein” olarak tanımlayan varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden Alman Filozof Martin Heidegger’in öngörülerinin, içinde bulunduğumuz çağı anlatan en iyi tespitler olduğuna vurgu yapan Küçükalp, düşünebilen tek varlık olan insanın düşünememe sorununa dikkat çekti. Çağı motive eden unsurları, TV ve sinemanın yarattığı devrim ve dönüşüm olarak tarif eden Küçükalp, “Kapitalist yaşam pratiği, üretilen arzu ve zevk nesneleri üzerine kuruludur. Bu denklem insanoğlunun özgürlüğünü elinden alır. Çılgın tüketim anlayışı ve simülasyonlar, insanları etkileme-etkilenme diyalektiğinin nesnesi kılmıştır. Kapitalist yaşam tarzını dindar camiaya sunanlar ise günümüzün Postmodern Mevlana’larıdır” diye konuştu.

Kapitalizmin herkese kendi pazarında yer açan bir üst akıl olarak çalıştığını, insanların deruni dertlere ihtiyacı olduğunu ve bu dertlerin kişiyi varoluş anlamına götüren kapılar olarak görülmesi gerektiğinin altını çizen Doç.Dr. Küçükalp, insanın anlamda özgür, haz varlığında köle olduğunu söyledi. Küçükalp, sözlerine şöyle devam etti: “Modern dünya, insanın derdini kendi sistemini aksatan bir sorun olarak görür. Yaşam anlamını yakalamanın en önemli yolu simülasyon evrenini parçalamaktır. Kişinin ölünce yanında götüremeyeceği hiç bir şey anlamlı değildir. Yaşam amacına ulaşmanın yolu kendini bilmektir. Kendini bilmek tüm peygamberlerde, bilgelerde ve filozoflarda ortak noktadır.”
Haz duygusunun, insanı arzularının kölesi kıldığına işaret eden Küçükalp, bundan kurtulmanın yolunun ise tefekkürden geçtiğini söyledi.
Geç kapitalizmin hüküm sürdüğü Postmodern zamanlarda her şeyin meta, imaj algısı ile değerlendirmeye tabi tutulduğu tüketim kültürü içerisinde asıl meselenin insan benliğini ve yaşamları kontrol etmek olduğunu anlatan Küçükalp, insanın ancak tefekkür ile anlamlı bir yaşam sürebileceğini söyledi. “Müslüman’ca varoluş, ilim irfan sahibi olma sürecinin sadece bir parçasıdır” diyen Küçükalp, Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamanın da tefsir okumaktan geçtiğine dikkat çekti. Doç.Dr. Küçükalp, sözlerine şöyle devam etti : “Kur’an-ı Kerim mealden anlaşılmaz, okunacaksa tefsir okunmalı. Bana göre, mealcilik saplantısı dine yapılan en büyük zararlardan biridir. Aynı şey hadislerin çoğaltılıp yorumlanması içinde geçerlidir. Aynı konuda iki farklı hadis olabilir. O vakit, hangi hadisi, hangi gerekçe ile kabul edeceğiz? Bu bizim beşeri algılarımızın insafına mı bağlı olacak? Yoksa bunun bir usulü, yolu yordamımı olmalı? Dolayısıyla böyle bir düşünme pratiği, gelenek olmaksızın anlaşılmaz“

İnsanların 5 yıl boyunca bir konunun uzmanı olmak için üniversitelerde eğitim gördüğünü hatırlatan Küçükalp, İslam’ın kendine özgü terminolojisini, dünyasını, ilim ve irfanını hiçe sayarak sadece kitaba ve okumaya dayalı bir anlayışın anlamı imkânsızlaştıracağını sözlerine ekledi.

BURSA BÜYÜKŞEHIR BELEDIYESI
BASIN VE HALKLA İLIŞKILER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

Tarih: 03.05.2016 | Okunma sayısı:1588

Haber Foto Galeri
Tüm ekleri indir