Haberler

Emir Buhari’de tasavvuf sohbetleri…

Font Boyutu

 15 NİSAN 2016

BASIN BÜLTENİ

EMİR BUHARİ’DE TASAVVUF SOHBETLERİ…
- PROF.DR. MUSTAFA KARA, NİYAZİ MISRİ’NİN DİLİNDEN İLAHİ AŞKI ANLATI.
- BÜYÜK İSLAM ÂLİMLERİNİN ESERLERİNDEKİ DERİN MANAYA RAĞMEN, İLAHİ AŞKI ANLATMAKTA YETERSİZ KALDIĞINA DİKKAT ÇEKEN KARA, TASAVVUFTA YOK OLMANIN ALLAH’I BULMAK OLDUĞUNU SÖYLEDİ.

BURSA- Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. tarafından Emir Buhari Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe konuk olan Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, 17. Yüzyılda yaşayan büyük Sufi Niyazi-i Mısri’nin dilinden tasavvufu anlattı.

Tasavvuf edebiyatının ilahi aşk konusunu işlediğini söyleyen Prof. Dr. Kara, konuşmasının başında Niyazi Mısri’nin “Gül müdür bülbül müdür şol zâr u efgân eyleyen? Ten midir yâ can mıdır hem arşu seyrân eyleyen?” eserini yorumladı. Mısri’nin dizelerinden hareketle İlahi aşkın bazen sesiz bir çığlık, bazen feryat-ı figan olabileceğine dikkat çeken Kara, Mevlana’nın “Âşık susarsa, Arif konuşursa helak olur” sözlerini hatırlattı. Niyazi Mısri’nin aynı şirinden “Hak ne ma’dendir biter andan maadin geh nebat. Kimdir anı gahı hayvan gahı insan eyleyen” dizelerine de atıfta bulunan Prof. Dr. Kara, “Altında yatanı düşünmeden toprağa, basıp geçiyoruz. Çiçeklere basıyoruz. Aslında ne büyük gaddarlık. Bir çiçeğe basmaya hakkımız var mı? Hiç düşünmüyoruz.” diye konuştu.

“Hızlı yaşıyor, kendimizi kandırıyoruz”
“İçinde bulunduğumuz devranın farkında mıyız?” diye soran Prof. Dr. Kara, sözlerine şöyle devam etti: “Kâinatın içindeki devranı ne görebiliyor, ne onun üzerine düşünebiliyoruz. Çünkü vaktimiz dar. Hızlı yaşıyor, kendimizi kandırıyoruz, kendimizi aldatıyoruz. Beşikteki çocuktan beter olduk. Hiç kendimize soruyor muyuz bu hızla nereye gidiyoruz?” Konuşmasına Niyazi Mısri’nin eserlerinden alıntıları yorumlayarak devam eden Kara, ilahi aşkı anlamanın kolay olmadığını anlattı. “Âşık’ı anlamış değiliz ki Allah’a olan aşkı nasıl anlayalım” diyen Kara, ilahi aşk ile yanan büyük İslam âlimlerinin kendi sırları ile aşklarına kavuştuklarını ifade etti.
Büyük İslam âlimlerinin eserlerindeki derin manaya rağmen, ilahi aşkı anlatmakta yetersiz kaldığına dikkat çeken Prof.Dr. Kara, ‘’Mevlana’nın Mesnevisi, Yunus Emre’nin Divanı, huzur denizinde su üzerine çıkan hava kabarcıklarıdır sadece… Ariflerin eserleri onların yaşadıklarının birebir aktarımı değildir, ortada büyük bir sır vardır.’’ diye konuştu. Tasavvufta yok olmanın Allah’ı bulmak olduğunu söyleyen Prof. Dr Kara, Yunus Emre’nin “Sen çıkarsan aradan kalır seni yaradan” sözleriyle konuşmasına son verdi.

BURSA BÜYÜKŞEHIR BELEDIYESI
BASIN VE HALKLA İLIŞKILER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

Tarih: 15.04.2016 | Okunma sayısı:2032

Haber Foto Galeri
Tüm ekleri indir