Haberler

“Diliyle müptela eden şair: Furuğ Ferruhzad”

Font Boyutu

 26 NİSAN 2016

BASIN BÜLTENİ

“DİLİYLE MÜPTELA EDEN ŞAİR: FURUĞ FERRUHZAD”
- İBRAHİM PAŞA KÜLTÜR MERKEZİ’NDEKİ ŞİİR KIRAATHANESİ’NDE KONUŞAN GAZETECİ YAZAR CİHAN AKTAŞ, İRANLI ÜNLÜ KADIN ŞAİR FURUĞ FERRUHZAD’I ANLATTI.

BURSA- Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. tarafından İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Şiir Kıraathanesi” etkinliğinde konuk olan mimar, Gazeteci-Yazar Cihan Aktaş, İran’ın 20. Yüzyılda yetiştirdiği en önemli şairlerden Furuğ Ferruhzad’ı anlattı.

Moderatörlüğünü Devrim Tülay’ın yaptığı söyleşide Aktaş, 15 yıl yaşadığı İran’da edebiyat alanında edindiği tecrübeleri aktardı. Sırf ideoloji üzerinden devrim gerçekleştirmiş ve bütün dünyaya kafa tutan bir ülkenin soğuk savaş şartları altında yaşatmaya çalıştığı edebiyata şahit olduğunu ifade eden Aktaş, Furuğ Ferruhzad’ın “aykırı” bir kadın olarak İran’da bunca kabul görmesinin dikkat çekici olduğunu söyledi. Furuğ için “Müptela eden bir dili var” nitelendirmesinde bulunan Aktaş sözlerine şöyle devam etti : “ İran’da yaşadığım yıllarda şair ve yazarların gündelik hayata karışan sesleri beni çok etkiler ve düşündürürdü. Sadece klasik şairler değil, modern şairler bile bir mısraı ve ismiyle bakkalda, manavda, takside, metroda karşınıza çıkabilirdi. Hafız ve Sadi, Firdevsi ve Mevlana cümleleri, tahsil farkına bakmadan dillerde dolaşıyordu. Modern şiirin önemli temsilcilerinin orada burada ilk adlarıyla, sadece “Furuğ”, “Sohrab” ve “Nima” diye çağrılmalarını da ilginç bulurdum. Hele kısacık ömrüne İran şiirinde özel bir yer kazandıran şiirler sığdıran Furuğ’un Sohrab Sepehri’yi bile etkilemesi dikkate değer.”

Asi, sıra dışı, öfkeli ve hüzünlü.…
32 yaşındayken bir trafik kazası sonucu hayata veda eden İranlı şair Furuğ Ferruhzad’ın boşanmak için küçük oğlunu hayatı görmeme şartıyla babasına bırakmayı kabul ettiğini anlatan Aktaş, İranlı şair ve sinema yönetmeninin asi, sıra dışı, öfkeli, hüzünlü ve politik açıdan komünist bir kimliğe sahip olduğunu ifade etti. Furuğ’un kalemiyle okuyucusunu samimiyetine inandırdığını ifade eden Aktaş, “Furuğ Ferruhzad, normal vatandaş, normal aile kadını, normal anne olamamış. Furuğ, okuyucusunu samimiyetine inandırıyor. Lafı dolandırmıyor, imgelerle sarıp sarmalamıyor meramını. Şiiri için ödediği bedeli daha sonra taşımakta zorlandığı izlenimini ediniyor insan. Aşkla yaptığı evliliği taşra hayatı içinde sürdüremedi. Boşanmak için küçük oğlunu hayatı boyunca görmeme kaydıyla babasına bırakmayı kabul etmişti. Rızayla ilgili olmayan bir kabulü sineye çektiği düşünülemez. Kısa süren hayatı boyunca oğlu Kamyar’ı aklından çıkardığı söylenebilir mi?” diye konuştu.

Furuğ Ferruhzad’ın şiirlerinde derin bir yalnızlık duygusu bulunduğunu ifade eden Aktaş, bunun yanında İranlı şairin, şiirlerinde kadınların sorunlarını ele aldığını, İran toplumunun kadınlara karşı uyguladığı ayrımcılığı eleştirdiğini ve dönemindeki Şah´ın despotluğuna da karşı çıktığını ifade etti. Aktaş sözlerine şöyle devam etti: “Furuğ, bugün sıklıkla hatırlanan, atıflarda bulunulan bir şair. Hatalarıyla sevaplarıyla edebiyat tarihine mal olmuş herhangi bir şairden daha farklı bir algılanışı vardır ülkesinde, hatta komşu İslam ülkelerinde. Hüznün, kederin, elemin, ayrılık acılarının, umutsuzlukların, hayal kırıklıklarının, terk edilmelerin, zorunlu terk etmelerin şairidir o ve bütün bunlarla birlikte yeni başlangıçlara iman edebilmenin şairi olmayı başarmıştır. Üslubunu kurduğu süreç, geleneksel bir duyarlılıkla modern hayatın ortasında var olmaya çalışan ya da modern bir hayatın merkezinde yaşarken geleneğin sorularına duyarsız kalamayan kadınlar için çarpıcı ve öğreticidir.” dedi.

İran’ın aykırı hanımefendisi…
Furuğ’un şiirlerinde baskın gelen karamsarlığın iki kaynağı olduğunu bu karamsarlığın annesinin aynı evin içinde babasıyla uzun yıllar küskün yaşamasına olan tanıklığı ve ayrıldığı kocası tarafından ölünceye kadar görmesi engellenen oğlu Kamyar’a duyduğu özlem olduğunu ifade eden yazar Aktaş, Furuğ’un sadece şair değil, eline kamera alarak cüzamlıların evine giden bir sinemacı olduğunu da anlattı. Aktaş, Furuğ’un bu macerasının Müslüman toplumlarda kadınların yönetmen olarak sinemayla tanışması açısından erken bir döneme denk geldiğini belirten Aktaş, ünlü şairin ilk eserlerini 60’lı yıllarda verdiğini sözlerine ekledi. Programın sonunda yazar Aktaş’a teşekkür eden Kültür A.Ş. kültür danışmanı Metin Önal Mengüşoğlu, Aktaş adına dikilen çınar fidanının sertifikasını takdim etti.

BURSA BÜYÜKŞEHIR BELEDIYESI
BASIN VE HALKLA İLIŞKILER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

Tarih: 26.04.2016 | Okunma sayısı:2177

Haber Foto Galeri
Tüm ekleri indir