Haberler

“Bursa naat okuyor”

Font Boyutu

 03 MAYIS 2016

BASIN BÜLTENİ

“BURSA NAAT OKUYOR”
- İBRAHİM PAŞA KÜLTÜR MERKEZİ’NDEKİ 6. NAAT ŞİİRLERİ ŞÖLENİ’NDE, ÂLEMLERE RAHMET SON PEYGAMBER HZ.MUHAMMED (S.A.V) ANLAYARAK ANILDI…

BURSA - Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. tarafından Kutlu Doğum Haftası nedeniyle İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde düzenlenen 6. Naat Şiir şöleni yoğun ilgi gördü.

Edebiyatçı-Yazar Cevat Akkanat’ın sunumunu gerçekleştirdiği programa katılan şairlerin okuduğu naat-ı şerifler dinleyenleri asrısaadete götürdü. Türk Dili ve Edebiyatı Derneği Tokat Şube Başkanı, Edebiyat öğretmeni Şair- Yazar Mustafa Uçurum, Şair- Yazar Suavi Kemal Yargıç, Gazeteci Yazar-Şair Muhsin İlyas Subaşı, Yazar Şair Ahmet Efe ve İlahiyatçı Hülya Kanık’ın katılımıyla gerçekleştirilen programın başında söz alan Kültür A.Ş. kültür danışmanı Metin Önal Mengüşoğlu, “Son Allah Elçisi, sevgili önderimiz hakkında, aralarında yaşadığımız toplumun sergilediği sevgi seli, alaka, edebi metinlerde bazen manzum bazen de mensur naat şeklinde tezahür etmiştir. Bu bir okuma ve anlama modeli olmaktan çok duyguların ötesine taşan şuur ötesi bir temayül olarak karşımıza çıkmaktadır.” diye konuştu.

“Allah Resulü sevgili önderi sevenlerin O’nun hakkındaki bilgileri, O’na dair okuma ve anlamaları Allah’ın muradı ölçüsünde sahih ve hakiki midir?” diye soran Mengüşoğlu, Hazreti peygamberi tanımanın, anlamanın ve öğrenmenin birinci kaynağının İlahi Kelam Kur’an-ı Kerim olması gerektiğini söyledi. Mengüşoğlu, edebi ürünlere, naatlara, siret ve hadis metinlerine ince bir titizlikle bakıldığında, oralardan edinilmiş malumatın çoğu kere İlahi Kelam ile uyuşmadığına dikkat çekti. Mengüşoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Yalnızca, bilgi ve şuur dışı sevgiyle Allah Resulü’ne gösterilen alaka neticesinde öylesine aşırı bir yüceltme ile karşılaşırsınız ki, artık İlahi Kelam’ın “beşer, Muhammed, insan, örnek ve model” nitelemesi ortadan kalkmıştır. Karşınızda tarihi realitelere, sünnetullaha, fıtrata aykırı adeta bir Süpermen çıkartılmıştır. Bütün mesleklerden anlayan, kâinatın yüzü suyu hürmetine bizzat kendisinden yaratıldığı söylenen, varlık sebebi birisidir O. Tarihte, tıpkı Allah Resulü İsa Aleyhisselam’ı aşırı biçimde yücelterek, evvela Tanrı’nın oğlu, ardından da ölmeyip gökyüzünde yaşatan ve kıyamette yeryüzüne döneceği iddiasıyla insanları şaşırtan, Allah Kitabı İncil’in tahribatını sağlayan azizleri kopyalamışlardır. İlahi Vahyin Son Örneği Kuran-ı Kerim’deki Son Allah Resulü hakkındaki bilgi ve tanıtıcı hayat modelleri esasen O yüce insanı öğrenmek bakımından birinci kaynaktır. “

İlahi Kelam’ın “beşer” kelimesini kullandığı ayetleri Türkçeleştirirken “insan” diye tercüme etmenin büyük bir hata olduğunu dile getiren Mengüşoğlu, “Çünkü yaratılış ve gündelik ihtiyaçlar bakımından beşer olan Allah Resulü “bizim gibi bir insan” olarak anılamaz. Zira açıktır ki O, bizden, hepimizden daha iyi bir insandı ki Allah O’nu kendisine Elçi seçti.” dedi. Müminlerin Allah Elçisi karşısındaki konumu, durumu ve tutumu bakımından bazı ayetlerden örnekler de veren Mengüşoğlu, “Salâvat” kavramına da açıklık getirdi. Şair-Yazar Mengüşoğlu konuşmasına şu sözlerle sürdürdü: “Allah ve melekleri acaba Nebi’ye salât ederken tespih mi çekmektedirler? Salât kelimesinin İlahi Kelam dilinde hangi konumda hangi anlama geldiği üzerinde düşünülmeyince salâvat, belli kalıptaki sözü defalarca tekrarlamaktan ibaret bir ritüele dönüşmüştür. Salâtın buradaki manası yardım etmek, destek çıkmaktır. Allah ve meleklerinin destek çıktığı Elçi’ye müminler de O’nun izini takip ederek, yaşadığı modeli yaşanır kılarak yardım edecek, destek çıkacaklardır. Emanete sahip çıkmaktan daha güzel daha doğru destek ve yardım olabilir mi?
Elçi sadece bir uyarıcıdır
Allah Resulü’nün hayatta iken, kendisiyle mücadele eden müşriklerin sürekli kendisinden bir mucize beklediklerini söyleyen Mengüşoğlu, Hud Suresi, İsra Suresi ve daha birçok ayette bu talebe karşılık “Elçi sadece bir uyarıcıdır.” yanıtının verildiğini ifade etti. Mengüşoğlu,“ Müşriklerin bu ve benzeri talepleri asla karşılanmamasına rağmen, maalesef Müslümanlar arasında kimi uydurma haberlere dayanılarak öyle tehlikeli yüceltmeler, haddini aşmalar gerçekleştirilmiştir ki, müşriklerin tahribatından daha büyük felaketlere meydan vermiştir. O’na dair kimi eserlerdeki bu abartılı yakıştırmalardan birkaç örneği hatırlayalım: “Gölgesinin olmadığı, idrarı, kanı, tükrüğü, (şimdilerde) sümüğü şifa, hem önden hem arkadan görmesi, doğumundaki olağanüstülükler, toprağın cesedini yememesi, 12 yaşındaki yolculuğunda bulutun gölgelemesi, sırtında Peygamber mührü taşıması, ağaç ve taşların O’nu selamlaması, kırk erkek gücü taşıması vb.” diye konuştu. Allah Resulü’ne ilişkin bilgisizliğin cehalet noktasına vardığına dikkat çeken Mengüşoğlu, Hz. Peygamberin ahlakını anlamak ve onu öğrenmek için Kur’an-ı Kerim okumanın yeterli olacağını dile getirdi. Mengüşoğlu, “O’nu yücelterek güya şehinşahlar, sultanlar, firavunlar, tiranlar, krallar, yarı ilahlar seviyesine indirmek (elbette çıkartmak değil) büyük vebal taşır. Bilinmelidir ki Allah Resulü bir din adamı filan değildi. Vatikan’ın Katolik papalarıyla, dev sakallı, simsiyah cübbeli, görüntüleriyle gizemli ama içi boş rahiplerle karıştırılmamalıdır. Tütsüler içerisinde eylemlerine sır katan Ortodoks rahipleri, tapınakta Nirvanaya duran Budist keşişleri ile bir arada anılamaz.” sözleri ile konuşmasına son verdi.

Sığınacak tek limanımız Rasulallah
Mengüşoğlu’nun ardından kürsüye gelen Gazeteci Yazar-Şair Muhsin İlyas Subaşı da, Müslümanlar arasındaki yozlaşmaya dikkat çekti. Müslüman olmak isteyen bir gence Pakistanlı İslam âlimi ve devlet adamı Muhammed İkbal’in verdiği “Bize bakarak, bizi örnek alarak Müslüman olma, Kur’an-ı Kerim’i örnek alarak İslam’ı yaşa” öğüdünü hatırlatan Subaşı, “Bizim kuşağımız çok ağır bir sınavdan, hakikat çemberinden geçti. Bizim kuşak kurban kuşağı idi. Şimdi arabamız var, katımız var, yatımız var, her şeyimiz var ama içimiz boş, ruhumuz katledilmiş. Bu çemberi kırmak için Rasulallah’tan başka sığınacağımız bir sığınağımız da yoktur maalesef. İslami toplumlardaki yozlaşmaya dikkat çekti.
Konuşmaların ardından program Şair- Yazar Mustafa Uçurum, Şair- Yazar Suavi Kemal Yargıç, Gazeteci, Yazar-Şair Muhsin İlyas Subaşı, Yazar -Şair Ahmet Efe ve İlahiyatçı Hülya Kanık’ın okuduğu naat-ı şeriflerle son buldu. Şölenin sonunda Kültür A.Ş. kültür danışmanı Şair-Yazar Metin Önal Mengüşoğlu, katılımcılara kendi adlarına dikilen çınar fidanlarının sertifikalarını verdi.

BURSA BÜYÜKŞEHIR BELEDIYESI
BASIN VE HALKLA İLIŞKILER ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

Tarih: 03.05.2016 | Okunma sayısı:1416

Haber Foto Galeri
Tüm ekleri indir